Zafer Ercan

Öz Geçmişim

Z a f e r E R C A N
4. Sınıf Emniyet Müdürü

Emniyet Müdürü / Öğretim Görevlisi

Yazar / Bağımlılık Danışmanı

Adli Bilimler Uzmanı

1974 / Burdur-Antalya

 

ADRES
İstanbul / Adile-Sadullah Polis Meslek Yüksek Okulu

Cep     : +90 555 212 18 81

E-posta  : zafer@zaferercan.com   
www.zaferercan.com 

www.bagimlilikdanismani.com

www.pamukayna.com

 www.facebook.com/zaferercan

www.facebook.com/zaferercanarkotik

www.twitter.com/zaferercan


EĞİTİM

 

2004/2006 İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri Ana Bilim Dalı (İstanbul) Bağımlılık Danışmanı

2002/2004 İstanbul Üniversitesi, Adli Tıp Enstitüsü (İstanbul) Yüksek Lisans / Adli Bilimler Uzmanı, Tez Konusu:  "2003 Yılında İstanbul Liselerinde Öğrenim Gören 16 Yaş  Grubu Öğrencilerin Bağımlılık Yapan Maddelere İlişkin Farkındalık Düzeyleri”

1992/1996 Polis Akademisi (Ankara) Lisans Eğitimi / Komiser Yardımcısı

1988/1991 Yavuz Selim Lisesi (Antalya)

1985/1988 Cengiz Topel Ortaokulu (Antalya)

1980/1985 Cengiz Topel İlkokulu (Antalya)

 

İŞ DENEYİMİ

2013 İstanbul / Adile-Sadullah Polis Meslek Yüksek Okulu “Emniyet Müdürü / Öğretim Görevlisi (Halen)

2011 Kocaeli / Derince Emniyet Müdür Yardımcılığı

2011 Kocaeli / Gebze Emniyet Müdür Yardımcılığı

2008 Şark ataması, Bingöl Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü (3 yıl)

İstanbul’da başlayan, TUBİM İLTEM görevi (9 yıl) (Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi İl Temas Noktası)

 

2002 Talep Azaltımı Çalışmaları,

  • İdari Büro Amirliği, bu büroda eğitim konuları,
  • İlk kez Narkotik Şube Müdürlüğünün resmi web sayfasının içerik çalışmasının hazırlanarak hizmete sunulması ve sorumluluğu,
  • Sayfa üzerinden Türkiye’de ilk kez “Gönüllü Psikolog” hizmetiyle bağımlılık sorunlarına cevap verilmesi,
  • Talep azaltımı çalışmaları kapsamında bilgilendirme çalışmaları, İstanbul başta olmak üzere 2002 yılından itibaren Türkiye genelinde toplam 1500 adet konferans verilmesi,
  • Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde Değişik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin, 01.09.2004 tarihinde Bakanlık Makamının onayı ile kurulan “Madde Kullanımı Önleme Büro Amirliği”nde “Büro Amiri” görevi, (Adı geçen büro, İstanbul’da yaptığım çalışmalar sonucunda bizim teklifimizle kurulmuştur.)
  • Liselerde yapılan konferansların daha verimli olması için tarafımdan geliştirilen ve uygulanan ÖMKEP (Öyküyle Madde Kullanımını Engelleme Projesi) Projesi’nin hayata geçirilmesi,
  • Yazdığım Bağımlı öykülerinden yola çıkılarak uygulanan projedeki öyküler; çizgi roman ve tiyatro oyunu haline getirilmiştir. Ayrıca öyküler internet üzerinden de yayınlanmaktadır.

 

1997/2002 Sokak Timleri Operasyon Amirliği, sokaktaki perakende uyuşturucu satışı ve kullanımı ile ilgili operasyonel çalışmalar,

1997 Narkotik Şube Müdürlüğüne Tayin,

1996/1997 İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, Motosikletli Trafik Timleri Bölge Amirlikleri ve Motosiklet Eğitim Amirliği


SEMİNER VE EĞİTİMLER

 

08/12 Aralık 2008 TADOC (Türkiye Uluslararası Uyuşturucu ve Organize Suçlarla Mücadele Akademisi) “Soruşturma Yönetimi ve Lider Yöneticilik Semineri”

 

02/13 Nisan 2007 Polis Akademisi Başkanlığı, “IV. Dönem Meslek İçi Orta Kademe Yöneticilik Eğitimi”

 

01/03 Nisan 2007 T.C. Başbakanlık DPT AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Gençlik Programı Koordinatörlüğü, “Gençlik Programı Eğitimi”

 

16 Eylül2004 / 06 Temmuz 2006 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda yapılan 250 saatlik "Bağımlılık Danışmanlığı Eğitimi"

 

12/16 Eylül 2005 TADOC tarafından, Kastamonu/Ilgaz’da düzenlenen “Madde Kullanımı ile Mücadele Projesi Çalışmalar Eğitimi”

 

28 Eylül/1 Ekim 2004 TADOC ve REITOX Academy, “Avrupa Uyuşturucuyu İzleme Stratejileri Kursu”, EMCDDA (Europan Monitoring Center for Drugs and Drug Addiction / Avrupa Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi yetkilileri ile birlikte)

 

06/10 Eylül 2004 TADOC “Madde Kullanımı ile Mücadele Eğiticilerin Eğitimi” (FRANSA ile)

 

05/09 Mayıs 2003  TADOC “Madde Kullanımı ile Mücadele Eğiticilerin Eğitimi”  

 

09/20 Aralık 2002  TADOC ve Paris Narkotik Polisi ile birlikte “Talep Azaltımı Çalışmaları Eğitimi”

 

15 Ekim/02 Kasım 2001 TADOC “Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Temel Eğitimi Programı”

 

21/22 Ağustos 2001  TADOC “Uyuşturucu Talep Azaltımı Semineri”, (A.B.D. ile)

 

28 Nisan 1997/09 Mayıs 1997 Galatasaray Üniversitesi ve İstanbul Trafik Vakfı, “Trafik Eğitimi Semineri”


KONGRELER

 

27/28 Mart 2008 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Adolesan Sağlığı Sempozyumu, Adolesan Sağlığı II, “Konuşmacı”  

 

24/27 Ekim 2007 Türk Farmakoloji Derneği, 19. Ulusal Farmakoloji Kongresi, “Konuşmacı”

 

10/11 Mayıs 2007 İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 14. Avrupa Uyuşturucu Karşıtı Şehirler Birliği, “Konuşmacı”

 

16/17 Mayıs 2006 Marmara Tıp Fakültesi, Öğrenci Kongresi, “Konuşmacı”

 

14/17 Mart 2006 İstanbul, Balık Rum Hastanesi, Anatolia Klinikleri, III. Ulusal Bağımlılık Kongresi ve Etkinlik Haftası, “Konuşmacı”

 

16/17 Kasım 2005 Türkiye Kalite Derneği, Vizyondan Eyleme, 14. Ulusal Kalite Kongresi, “Katılımcı”

 

19/20 Nisan 2005 Yeniden Sağlık ve eğitim Derneği, Risk Altındaki Çocuk ve Ergenler Sempozyumu, “Konuşmacı”

 

26/28 Kasım 2004 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 9. Ergen Psikiyatri Sempozyumu, “Konuşmacı”

 

10/14 Mart 2004 Ankara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi, I. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi, “Konuşmacı”

 

22/27 Eylül 2003 III. Avrupa Adli Bilimler Kongresi, Avrupa Adli Bilim Laboratuarlar Birliği, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, “Katılımcı”

 

22/27 Eylül 2003 III. Avrupa Adli Bilimler Kongresi, Avrupa Adli Bilim Laboratuarlar Birliği, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, Uyuşturucu Etkisindeki Sürücüleri Tespit Edebilme Çalıştayı “Katılımcı”

 


ÖDÜLLER

 

·         2 adet BAŞARI BELGESİ (Gebze Kaymakamlığı)

·         19 adet TAKDİRNAME, (İstanbul Valiliği, Bingöl Valiliği, Emniyet Genel Müdürlüğü, Polis Akademisi Başkanlığı, Kadıköy Kaymakamlığı)

·         350 adet Maaş Taltifi,

·         Gerçekleştirilen konferanslarla ilgili verilen 125 adet “Teşekkür Plaketi”

·         Gerçekleştirilen konferanslarla ilgili verilen 50 adet “Teşekkür Belgesi”

·         Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından verilen “Branştaki 10. Yıl Hizmet Belgesi”,

·         Koza Eğitim Kurumları 2005 yılı “Başarı Ödülü”

·         İstanbul Erenköy Rotary Kulübü 2004 yılı “Meslek Üstün Hizmet Ödülü”

·         Türkiye Yeşilay Cemiyeti gönüllü çalışmalar  “Teşekkür Sertifikası”

·         İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü, 19 Kasım 1997 / 26 Haziran 2008 tarihleri arasında, “İstanbul Narkotik Polisi’nin, İnsanlığa Sunduğu Hizmetlere olan katkılara, Teşekkür Ödülü”

 

YURT DIŞI DENEYİMLERİ

 

İSPANYA, Talep Azaltımı konulu toplantılar ve Rehabilitasyon Merkezleri ziyareti,

AVUSTURYA, bir Türk Derneği davetiyle Avusturya’da yaşayan Türk Aileleri ve gençlerine yönelik talep azaltımı seminerleri, (2005 ve 2011 yıllarında 2 kez)

İNGİLTERE, yabancı dil eğitimi,

SUDAN, Sudan Polisine yönelik düzenlenen talep azaltımı eğitimlerinde “eğitimci”,

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ, Kıbrıs cezaevi personelinin eğitimi, gençlere ve yetişkinlere yönelik talep azaltımı eğitimlerinde “eğitimci”,

YUNANİSTAN, Talep Azaltımı toplantıları,

TÜRKMENİSTAN, Türkmenistan polis ve gümrük personeline yönelik düzenlenen talep azaltımı eğitimlerinde “eğitimci”,

İSVİÇRE, Kreuzlingen Türk Okul Aile Birliği Derneği’nin davetiyle İsviçre’de yaşayan Türk Aileleri ve gençlerine yönelik talep azaltımı seminerleri, (2009 ve 2012 yıllarında 2 kez)

BELÇİKA Brüksel’de Türk Ailelerine ve Resmi Diyanet görevlilerine talep azaltımı seminerleri,

 

 


YAYINLAR

 

Kitaplarım

·         Pamuk Ayna (Nemesis Kitap, 1. Baskı Ekim 2013, 2000 adet)

·         Uyuşturucunun Harman Yeri "Bir Narkotikçinin Gözüyle Erken Uyarı Sistemi 2" (Nemesis Kitap, 1. Baskı Ocak 2012, 2000 adet)

·         Bağımlılıktan Kaçışın Tiratları (Nemesis Kitap, 1. Baskı Aralık 2010, 2000 adet)

·         Kelebek Etkisi (Nemesis Kitap, 1. Baskı Mart 2010, 2000 adet)

·         Aşkın Dört Element Hali (Epsilon Yayınevi, 1. Baskı Ekim 2007, 2000 adet)

·         Kapımızdaki Düşman: Uyuşturucu, "Tedbirli Davranın-Duyarsız Kalmayın" (Doğan Kitap, 1. Baskı Aralık 2006, 3000 adet, 2. Baskı Mayıs 2007, 2000 adet, 3. Baskı Nemesis Kitap, Aralık 2010, 2000 adet)

·         Testi Kırılmadan "Bir Narkotikçinin Gözüyle Erken Uyarı Sistemi" (Doğan Kitap: 1. Baskı Mayıs 2005 2000 adet, 2. Baskı Haziran 2005 2000 adet, 3. Baskı Mayıs 2007 2000 adet / Nemesis Kitap: 4. Baskı Haziran 2010 2000 adet, 5-6-7. Baskı Aralık 2010 5450 adet, 8,9. Baskı Ocak 2014 5500 adet, 10. Baskı Ocak 2014 2000 adet )

 

Çizgi Öykü Kitaplarım (ÖMKEP Serisi)

·         Uyuşturucu ile Yaşamak (Çizgi Öykü Serisi – 1, 34.000 adet)

·         Yaban Ellerde (Çizgi Öykü Serisi – 2, 33.000 adet)

·         18 Yaşım (Çizgi Öykü Serisi – 3, 33.000 adet)

·         Beynini Sağlıklı Tut (Çizgi Öykü Serisi-4, 40.000 adet)

·         Gazete Kokusu “Bay Ex” (Çizgi Öykü Serisi-5, 65.000 adet)

 

Tiyatro Oyunlarım

·         Torbacı (Murat Prodüksiyon Tiyatro Grubunca Sahneleniyor)

·         18 Yaşım (Bakırköy Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Özel Arena Tiyatro Topluluklarınca sahnelendi)

·         Gazete Kokusu (Kadıköy Belediyesi Tiyatro Topluluğunca sahnelendi)

·         Bay Ex (Bihter Prodüksiyon Tiyatro Grubunca Sahneleniyor)

 

Sinema ve Tv Dizileri

·         Osman Sınav Yapımı, “Pars Kiraz Operasyonu” sinema filmi “Narkotik Danışmanı”

·         Osman Sınav Yapımı, “Pars Narkoterör” dizisi 23 Bölüm “Narkotik Danışmanı”

·         Birol Güven Yapımı, “Arka Sıradakiler” dizisi 7 ve 8. bölümlerine “Bağımlılık Danışmanı” ve “Oyuncu”

·         Birol Güven Yapımı, “Çocuklar Duymasın” dizisi 41. bölümüne “Bağımlılık Temalı Bölüm Yazarı” ve “Oyuncu”

 

 


PROJELER

 

1-      ÖMKEP PROJESİ (Öyküyle Madde Kullanımını Engelleme Projesi)

 

Madde kullanımı ile mücadelede, öğrencilere yönelik yapılan eğitimlerin daha etkili olabilmesi için geliştirilmiştir. Gerçek bağımlı hayat öykülerinin hataları analiz edilerek varılan sonuçların gençlere anlatılması tekniğidir. Polis tarafından Türkiye’de yapılan ilk talep azaltımı projesidir.

 

2-      OSEP PROJESİ (Okul Servis Sürücüleri Eğitim Projesi)

 

Okul servislerinde öğrencilerin geçirdiği vakitler göz önüne alınarak, öğrenci, servis şoförü ve yardımcısı arasındaki ilişkinin, madde kullanımı ve problemlerinde erken teşhis amacıyla değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme sonucunda, servis sürücü ve yardımcılarının, bağımlılık konusunda eğitilmesi için hazırlanmış bir projedir.

 

3-      İEEP (İbadethanelerde Ebeveynler için Eğitim Projesi)

 

Ebeveynlerin bağımlılık alanında bilinçlendirmesi amacıyla oluşturulmuş talep azaltımı projesidir. İbadethanelerin insanları bir araya getirme özelliğinin pozitifliği daha çok sayıda yetişkine kolayca ulaşılması hedeflenmiş ve gerçekleştirilmiştir.

 


4-      GEM (Güvenli Eğlence Mekânları Projesi)

 

Bu proje, eğlence mekanlarında, eğlenmekle madde kullanımını eşdeğer duruma getirmeye çalışanları engellemek, onlara GEM vurmak için hazırlanmıştır. Gönüllü olarak katılan eğlence mekanlarının personeli, bağımlılık yapıcı maddeler konusunda bu proje kapsamında eğitimden geçirilmektedir.

 

5-      PANDORA (Kargolar ile Transfer Edilen Maddeleri Önleme Projesi)

 

Bu projeyle, tüm kargo şirketleri ile işbirliği yapılarak, kargo görevlilerinin insani özelliği olan merakları bilgiyle birleştirilerek, düşüncesizce başka insanları zehirlemek için, koliler içerisine uyuşturucu koyup göndermek isteyen kaçakçıların tedbirsizliklerinin tespiti sağlanarak yakalanmaları, yapılan bağımlılık yapıcı madde eğitimlerinden sonra gerçekleştirilmiştir.

 

6-      BGDP (Bingöl Güneşin Doğuşu Projesi)

 

ÖMKEP Projesi kapsamında geliştirilen talep azaltımı çalışmaları, Bingöl İl ve İlçelerinde tüm okul yöneticileri, öğretmen ve öğrencilerini kapsayacak şekilde, Bingöl Güneşin Doğuşu Projesi kapsamında uygulanmıştır.

 


7-      BKSP (Bingöl Kahve Sohbetleri Projesi)

 

Madde bağımlılığı eğitimleri kapsamında, ebeveynlerin sık gittiği yerlerden olan kahvehanelerin insanları bir araya getirme özelliği nedeniyle, kalabalıklara yerinde ve etkin olarak ulaşmak amacıyla geliştirilmiştir.

 

8-      KOZA (Cezaevi personeli ve Hükümlüler için Eğitim Projesi)

  

Bu projeyle birinci amaç, cezaevindeki vatandaşlarımızın madde bağımlılığı hakkında bilinçlendirilerek, geri kalan hayatlarında madde bağımlılığı sorunundan uzak, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olmaktır. Bir diğer amaç ise, cezaevi personelinin eğitilerek, cezaevi içerisine yasadışı bağımlılık yapıcı maddelerin girişinin engellenmesi sağlanacaktır.

 


9-      KIŞLA (Askeri Personel için Eğitim Projesi)

 

Bu proje, sivil hayatlarında madde kullanımı problemi yaşamış, denemiş, kullanmış erlerimizin kışla hayatlarında sağlıklı hayatlarını yeniden kazanmaları için yol göstermek, kullanmamış, maddelerden uzak sağlıklı hayata sahip erlerimizin de farkındalık eğitiminden geçirilmeleri düşünülerek hazırlanmıştır.

 

EN BÜYÜK PLANI (HAYALİ)

SANALDAN GERÇEĞE HAREKETİ’ni Dernek ve Vakıf boyutuna getirerek Türkiye’de Bağımlılıkla mücadelede etkin, kalıcı ve bağımlılar üzerinde rehabilitasyon anlamında onarıcı çalışmalar yapabilmek!

 

HOBİLERİ

Motosiklete binmek, Amatör Dağcılık, Fotoğraf çekmek

 

Pamuk Ayna

Rehberlik ve Danışmanlık

 

Ergen Eğitimi ve Danışmanlık

 

Başlangıç aşamasında madde kullanımı, arkadaş baskısının, merakın, sosyal pazarlama faktörlerinin, kolay ulaşılabilirliğin, kişilik özelliklerinin ve diğer ilişkili faktörlerin sonucu olabilir. Madde kullanımı bazı ergenler için sosyal amaçlı bir davranış olarak görülmektedir. Gençler, başlarda, madde kullanımının onlara sosyal bir çevre sağladığını düşünürler. Böyle bir ortam, maddeye başlamak kadar kullanmaya devam edilmesi riskini de artırmaktadır. Ebeveynlerin madde kullanımı, aile yaşantısının dengesizliği, ebeveyn ile ilişkinin yapısı, ailenin sosyal kurumlara karşı tutumu, arkadaşların madde kullanımı ve maddeye ulaşılabilirlik gibi faktörler madde kullanımında etkili olduğu gözlenen sosyal ve çevresel risk faktörleri arasında sayılmaktadır. Bu sebeple ergenlere alkol ve madde kullanımı ve bağımlılıkları hakkında eğitim ya da danışmanlık verilirken dikkat edilmesi gerekenleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

 

-          Merak uyandırmadan,

-          Gereksiz detaylandırmalardan uzak,

-          Madde tasnifi ve adı kullanmadan, soruna bütüncül yaklaşım,

-          Yasal olan-olmayan ayrımı yapılmaksızın,

-          Uyuşturucu-uyarıcı farkı ve farksızlığını vurgulayarak,

-          Gerçek yaşam öyküleri,

-          Narkotik Polisi Sokak tecrübeleri,

-          Madde kullanan gencin, yeniden kullanmama sürecine getirilmesi,

-          Madde kullanımının olasılığını artıran ortam ve çevre bilgisi,

-          Ebeveynleri ile kurdukları ilişkiler,

-          Aile ile etkin ve kaliteli iletişim süreçleri,

-          Okul ve çevre,

-          Eğlence anlayışı.

 

Ebeveyn Eğitimi ve Danışmanlık

 

Alkol ve madde bağımlılığı, Türkiye’de ve dünyada her geçen gün biraz daha büyüyen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Özellikle aileler ve toplumun geneli bağımlılık hastalığı, bağımlığın sebepleri, seyri ve tedavi seçenekleri gibi konularda ya yanlış bilgi sahibidir, ya da hiç bilgi sahibi değildirler. Madde kötüye kullanım sorunu ya da bağımlılık problemi olan bir çocuğu olan aileler genellikle sorunun sadece çocuktan kaynaklandığını ve tedavi olması gereken tek kişinin sadece çocukları olduğunu düşünmektedir. Oysa madde bağımlılarının iyileşmesi için, anne, baba, kardeşler ve diğer önemli kişilerin de bu sorunla ilgili bilgi edinmeleri, çocuğun bağımlılığına sebep olan sorunları tanımaları ve bu sorundaki rollerini anlamaya çalışarak iyileşme yolundaki çocuklarına yardımcı olmaları çok önemlidir. Bu sebeple sadece bağımlı kişi değil ailelerin de bağımlılık konusunda yardım ve danışmanlık alması önemlidir. Ailelere verilecek danışmanlık ve eğitimler genel olarak aşağıdaki başlıkları kapsar:

 

-          Maddelerin tasnifi ve resimleri ile detaylı anlatımı,

-          Maddelerin kullanım yöntem ve belirtileri,

-          Ev ortamında genç maddeyi nasıl kullanır?

-          Gece hayatı, kulüpler ve madde kullanımı,

-          Arkadaşları ile ilişkileri ve O’nun çevresini tanıyabilmenin önemi,

-          Cep telefonu ve internetin madde kullanım sürecindeki rolü,

-          Ergenlik döneminde madde kullanım riskleri,

-          Aile’ye çocuğa yaklaşım tarzlarının ve iletişim kurma becerilerinin öğretilmesi,

-          Ailede etkin iletişim kanallarının kurularak Aile-ergen iletişim köprüsünün yeniden inşa süreci,

-          Anne ve Baba rol modellerinin çocukla iletişimdeki değerinin kavratılması,

-          Her iki ebeveyninde çalışması veya boşanmış ailelerde gençlere karşı davranış tarzı,

-          Maddelerin sokak dili,

-          Maddelerin kullanım anında ortaya çıkan argosu,

-          Gençlerin madde kullanımı ile ilgili en sık sorduğu sorular ve cevapları,

-          Madde kullanan bir gence nasıl yaklaşılmalıdır?

-          Madde kullanan gencin tedavi süreci.

 

Okul Güvenlik Görevlilerine Madde Konusunda Eğitim ve Danışmanlık

 

Her ebeveyn okulları güvenli yerler olarak bilir. Doğrusu da budur!

 

-          Okul çevresinde dikkat edilmesi gereken hususlar,

-          Okulun hangi bölgelerinde madde kullanım alanlarının yaratılabileceği,

-          Tüm maddelerin tasnifi, kullanım yöntemleri ve okul içinde karşılaşılma ihtimali olan maddelerin tanımlanması ve nasıl engelleneceği,

-          Madde veya madde kullanım tespitinde nasıl davranılacağı,

-          Okul içerisinde dikkat edilmesi gereken hususlar.

 

Okul Aile Birliği ve Rehberlik Servisleri ile işbirliği

 

-          Madde kullanımı tespit edildiğinde doğrudan iletişimle nasıl bir davranış şeklinin geliştirileceğine birlikte karar verilmesi,

-          Ebeveynler ile özel görüşmeler,

-          24 saat cep telefonu ile destek, (Okul-aile-genç)

-          Madde kullanan gençle özel sosyal dayanışma görüşmeleri

 


 

Go on top

Sitelerim

Zafer Ercan tarafından tavsiye yayınlanan siteler

www.zaferercan.com

Siteye git

www.bagimlilikdanismani.com

Siteye git

www.pamukayna.com

Siteye git

www.pamukayna.org

Siteye git

Go on top

Kitaplarım

Pamuk Ayna

    Giriş

    Elinizde şu an duran kitabın birazdan ilk sayfasını çevirecek ve gerçekten kendini insan sevgisine ve insan kanı ve beyninin temizliğine adamış yürekli bir adamın, vatansever bir polisin son derece bilimsel bilgilerle dolu ve özellikle zehir tacirlerinin bir numaralı hedef kitlesi olan gençlere başucu kitabı olabilecek kitabının derinliklerine dalacaksınız.

    Âdetim değildir kitaplara giriş-önsöz yazmak. Bu Zafer Ercan'ın kitabı olunca hevesle sarıldım harflere. Zafer öyle bir insandır ki; sıra dışı bir sorumluluk, hem çocuk, hem olgun kişilik ve uyuşturucuyla mücadeleye adanmışlık... 

    Yıllardır tanırım Sevgili Zafer'i… 

    Siz hepsini bilemezsiniz ama düğün salonunda bile seminer verdik biz. Yeni karşılaştığı her gence büyük bir motivasyonla yılmadan bıkmadan anlatmaya hazır. Bugüne kadar yazdığı diğer eserleri gibi Pamuk Ayna'da da uyuşturucunun, bağımlılığın korkunç yüzünü, torbacısını, içicisini, Zafer'in hiçbir şey bilmiyormuş gibi sorup her şeyi bildiğini, yıllarca edindiği bilgi birikimini, bağımlılığın değişimini ve bugünkü durumu, doyurucu ve akıcı bir dilde bulacaksınız. 

    Polis bu işten ne anlar demeyin! Uyuşturucuyla mücadelenin en önemli ayağı kolluk kuvvetleridir. Ve kimse kırılmasın, Zafer benim için bu konudaki en hatırlı polistir. Polis Zafer bu işten iyi anlar.

    Yine kendi sıra dışılığına uygun bir isimle çıkardı kitabını: “Pamuk Ayna” 

    Pamuk ayna nasıl olur diye merak ediyorsanız hadi sayfaları çevirmeye başlayın. Bu kutsal mücadeleye destek verin... 

    Prof. Dr. Arif Verimli
    Psikiyatrist 

    Önsöz
     
    Son sözü söyleyen bir kitaba önsöz yazmak zor!

    Hayatla nasıl baş edeceğini, nelere karşı kişiliğini koruması gerektiğini gözümüzün içine bakarak öğrenmeye çalışan çocuklarımızla diyalog kurmanın hayati önemini anlatıyor.

    Çünkü leş kargaları gibi bu taze kimliklerin etrafında uçuşan uyuşturucu tacirlerinin elinden onlarla kuracağımız gözlemci ilişkiler hayatlarını kurtaracaktır.

    Elinizde tuttuğunuz bir bira bardağı, parmaklarınızın arasındaki bir sigara, öfkeli bir gününüzde masanıza koyduğunuz bir şişe farkında olmadan onlara gizli mesajı veriyor.

    “İçinde bulunduğun durumu unutmak için, gerçeklerden geçici kaçış için uyuşturucu etkisi olan maddeler emrindedir”

    Bağımlılık ve ona açılan kederli yollar, yalnızlığı paylaşılmamış, iletişim kurulmamış, kollanmamış çocukların önüne serilir…

    Adli Bilimler Uzmanı Zafer Ercan’ın ömrünü adadığı madde bağımlılığı konusu bu kitapta ebeveynlere psikolojik bir ışık tutuyor ve testi kırılmadan dikkat edilecek noktaları, gözlemleri aktarıyor.

    Dünyanın başındaki en büyük bela olan uyuşturucuların “İpekyolu” üzerinde bulunan ülkemizin taze beyinlerinin, evlatlarımızın korunması için alarm niteliğindeki bu kitap sadece sizin değil, tüm yakınlarınıza hediye edeceğiniz kıymetli bir uzman hediyesidir.

    Organize suçlarla mücadelede “bir” olmanın görevini omuzlarınıza alın, batağa düşmemeleri için gençliğin elinden tutun.

    Sayfaların içinde akarken, insanların uyuşturucu maddeyle nerede, nasıl ve hangi şartlarda karşılaştıklarını okudukça bu suç oluşumunun önüne geçmede size ne kadar büyük görev düştüğünü anlayacaksınız.  

    Sadece uluslararası ve ulusal yüzlerce kongre, seminer ve eğitim veren, birikimini toplumla her alanda paylaşan bir yazarı okumuyorsunuz; sizi, ülkesini, çocuğunuzu ve insanlığı “keşke”lerden kurtarmaya hayatını adamış bir âdemoğlunun, bir emniyet müdürünün kitabıdır elinizdeki…

    Hataya düşmüş insanların hâlâ bir şanslarının olduğunu, kendilerini psikolojik bu şiddetten kurtarabileceklerini gözlerinin içine bakarak sevgiyle ve bilimle anlatmanın bilinçli yollarını beraber kuracaksınız.

    Onurlu ve özgüvenli insanları oluşturmada topluma ve size düşen rolleri hikâyeler içinde hayretle okuyacaksınız.

    Yolunuz, geleceğimiz aydınlık olsun.
     
    Ayşenur Yazıcı
    Yazar

    Gözyaşlarımızı Bitti Sanmıştım

    Zafer Ercan’ı ilk ne zaman tanıdığımı hatırlamıyorum… Çocuktum gibi geliyor… Meğer değilmiş... 2000’lerin ortalarında, yaşlarımızın yakın olduğunu öğrendiğimde çok utanmıştım. Çünkü ben hayatın gerçeklerinden uzak ve her tehlikeye açık bir gençlik yaşarken, okullarda, televizyonlarda, radyolarda, dergi ya da gazete mülakatlarında Zafer Ercan’ın bağımlılık karşıtı mücadelesini görürdüm... Salt bir polis müdürü değildi anlayacağınız. Bağımlılıkla mücadeleye ömrünü adamış bir dava adamıydı.  Anlamlı bir hayat nasip etmişti Allah (c.c) Zafer’e… Bir görevi vardı O’nun bu hayatta, bihakkın yerine getirdi...  

    Ne Zararı Olabilir Ki?

    “Pamuk Ayna”yı bana gönderdiğinde heyecanla okudum. Pamuk Ayna, aslında bağımlılıkla mücadelede Zafer Ercan’ın geliştirdiği bir metot… Bu metoda göre, kalbi pamuk olanın, aklı da ayna olur! Ercan’ın Pamuk Ayna’da kastettiği “Pamuk” metaforu sevgiyi ve sevdiğine şefkati, “ayna” metaforu ise yüzleşme başta olmak üzere bilgi ışığında sorunun çözümünü hedefliyor.

    Pamuk Ayna’da bizzat uyuşturucu ya da bağımlılık yapıcı madde mağdurlarının ikrarları olduğu gibi uzman gözüyle Zafer Ercan’ın mülakatları da var. Dolayısıyla en çok ilgilenmesi gereken anne-babalar için rehber niteliği taşıyan önemli bir kitap çıkmış ortaya. En çok da iki çocuk babası bir adam olarak benim dikkatimi çeken, bağımlılık yapan maddeler arasındaki akrabalık bağı! Ki bunu bugüne kadar fark etmiş değildim. Mesela “bonzai” adı verilen bir maddenin üzerinde çokça durmuş kitapta Zafer Ercan. İşimiz haber olduğundan, emniyet bültenlerinden adını sıkça duyardık. Meğer Bonzai’de benim atladığım başka bir detay varmış. Bonzai, sentetik bir madde olmasına rağmen, doğal bitkisel bir madde olarak satılıyormuş. Bonzai için verilen partilerde, çocuklar; “esrar gibi bir şey, fazla zararı yok” denilerek davet edilirmiş. Bu aynı zamanda şu anlama geliyor. Esrar için hep duyduğumuz; “sigara gibi bir şey, fazla zararı yok” sözünün bir anlamda devamı. Ve sıkça nargile için duymakta olduğum; “sigara gibi zararlı bir şey bile değil, elma kabuğu gibi bir şey”.  Bu demek oluyor ki, bazı maddeleri birbirine benzeterek, diğerinin masumiyetinden yararlanarak tuzaklar kuruluyor ve böylece en aşağıya inecek olan merdivenin ilk basamağına çocukları çekmek mümkün olabiliyormuş... Zira bu sigaraya benzeyen esrar ve esrara benzeyen bonzai için yapılan tanımlamaların tamamen yanlış olduğunu, kitapta ağlayarak okuduğum Emily’nin hikayesi’nde daha iyi anladım. Sentetik uyuşturucudan ölen kız çocuğu Emily’nin annesinin, facebook günlüklerini okuyacaksınız birazdan. Eğer sizin de kızınız varsa, 16.doğum gününden dört gün önce yaşam destek ünitesinin fişini çekmek zorunda kalan anne ile empati kurabilirsiniz... 16.doğum gününden 4 gün önce... Hayalleriyle, umutlarıyla, planlarıyla birlikte girdi toprağın altına… 

    Bütün bu anlatılanları okurken, “alkolsüz bira bir şey yapmaz”, “ben dudak tiryakisiyim, istesem bırakırım” türü bize özgü savunmalar geldi gözümün önüne... Kaç yaşında korumalıyız ki çocuklarımızı? Kitapta tüyleriniz ürpererek göreceksiniz, uyuşturucuya bağlı ataklar nedeniyle acile gelenlerin yaş ortalamasını. 12 ile 17 arasında... Yani araba çarpar diye tek başına bakkala bile yollayamayacağınız yaştaki çocuklar, bağımlılığın pençesinde yaşam savaşı veriyor…

    Pamuk Ayna Bittiğinde

    Pamuk Ayna’yı okuyup bitirdikten sonra, ellerimle kucakladığım kitabı göğsüme bastım ve başımı yukarı kaldırıp, “yaşanmış hikayeler”e konu olmamak için yalvardım Allah’a... Çünkü kitap açıkça bir şey söylüyor; “Sizin muhafazakâr yaşantınız, ahlâki ve dinî telkinleriniz, etrafta gösterdiğiniz kötü örnekler, ailenizden herhangi birinin bu nedenle ölümü bile, çocuklarınızı korumak için yetmeyebilir!”. Her saniye, çocuğunuzun omzunun üzerinden önüne baksanız bile, ensesinde her an nefesinizi de hissetse, yalnızca uyurken yalnız bıraktığınızı bile zannetseniz, çocuğunuz ve uyuşturucu, birbirine her an çok yakın...

    Polis Olmak

    Kitapta sadece bağımlılıkla mücadeleyi ve baş etme yollarını bulmayacaksınız... Baba Zafer’i, Polis Zafer’i, evlât Zafer’i anlayacağınız denemelerden müteşekkil “Konu dışı, Zaferin içidir!” bölümünü de yastık altı hikâyeleri gibi okuyup okuyup ağlayacaksınız...  

    Özellikle her darbe dönemlerinde, sokakları hareketlendiren derin yapıların öncelikle hedef seçtiği polislerin, psikolojisini ortaya koyan çok önemli bir makaleden bir iki cümle paylaşacağım sizinle. Ben de gazeteciyim ve son tahlilde hiç kimseye yaranamayan birkaç meslekten birine mensubum... Dolayısıyla Zafer’le bu anlamda kader ortağı olduğumuzdan bu yazının altına iki kere imza atarım… Belki fark etmişsinizdir, bazı meslek grupları arasındaki benzerliği. Polislik ve gazetecilik birbirine çok benzeyen işlerdir… İkisi de vazife nedeniyle sahadadır. İkisi de vazifesinin gereğini yaptığı için alçakça saldırılara uğrar.  Hem mesleğimiz uğruna ailelerimizden çalarız hem de hiç kimseye yaranamayız!  

    Peki siz, hiç çocuğunun gözünden polis babasına bakmayı denediniz mi? Mesela, bir polisin, çocuğunun ayın 14’ünde değil de, 15’inde doğmasına neden sevindiğini anlayabilir misiniz siz? (‘Polis Çocuğu Paşam Oğlum’ makalesinden) Çünkü doğumu halletse de polis memuru baba, her yıl doğum günü hediyesini nasıl alırdı, maaş gününden önce doğsaydı çocuğu? İnsafsız saldırıların ve ithamların odağındaki polisin, çocuğuyla köyün ortasındaki tepede uçurtma uçurduğunu düşündünüz mü bugüne kadar? Her şeyden önemlisi ise, çocuğundan çaldığı zamanları, insanlığa harcayan bir babanın, bu millet hakkını nasıl ödeyecek? 

    Akşam ayak altında dolaşmasınlar diye çocuklarınızı odalarına kovaladınızsa, şu satırları dikkatle okuyun; “…İstanbul’un yoğun polislik günlerinde telefondan; “babacığım bir isteğin var mı?” sorusunu sorardım hep sana. Sen de her zaman ki değişmez cevabını verirdin bana; “erken gel başka bir şey istemem” diye. Ve ben çoğu zaman erken gelemezdim ve sen hiçbir zaman bunu sorun etmezdin. Çünkü sen, doğduğun gün öğrenmiştin polis çocuğu olmayı…” Velhasıl, Zafer Ercan’ın bu kitabı, anne-babalar için tam anlamıyla bir başucu kitabı olacak... Sadece bağımlılıkla mücadele ve çocuklarını zararlı alışkanlıklarından korumak isteyen anne-babalar için değil, hayatı çocuklarıyla yaşamak isteyen anne-babalar için de, aile bilincini tesis etmek ve muhafaza etmek isteyen anne-babalar için de bulunmaz nimet… Çok şanslısınız… Çünkü şu anda bu çok önemli kitabı okuyorsunuz... Yüreğine sağlık amirim… 

    Ersoy Dede
    Gazeteci


Uyuşturucunun Harman Yeri

    Uyuşturucunun Bam Teli

    Onu ilk tanıdığımda “şaşırmadım” desem, yalan olur.
    İnce ve dudaklarının yanlarından sarkan bıyıkları, uzun saçları ile “bu adam ne anlatacak” diye geçirdim içimden.
    Uzun sürmedi sorularımın cevaplanması.
    Sahnedeki bu genç adam küçük hareketleri ve ağzından her çıkan sözcükle, konuya hiç ilgi duymayan insanları bile etkilemişti.
    Sahneyi bu kadar iyi kullandığına bakılırsa, tiyatro eğitimi almış bir oyuncu, anlattıklarına hâkimiyeti ile bir bilim adamı gibiydi.

    Sahneye yansıtılan haritalarda uyuşturucu trafiğini ustaca anlatımı ve özellikle gençlere verdiği mesajlar Zafer Ercan'ın polisliğe adanmış kimliğini ele veriyordu.

    Sonrasında kurduğumuz dostluk, bana yepyeni ufuklar açtı.
    İşini iyi yapanlara duyduğum saygı onun için doruktaydı.
    Bu ülkenin insanlarını uyuşturucu belasından uzak tutmak için gösterdiği çabanın, ona ekonomik hiçbir getirisi olmadığını öğrendiğimdeyse, saygım hayranlığa dönüştü.

    Yazdığı her kitap özellikle yetişme çağında çocuğu olan her ailenin başucu kitabı niteliğindeydi.
    Benim için de öyle oldu.
    Had safhadaki sigara düşmanlığı bana sigarayı bıraktırdığı gibi “bağımlılık kongrelerine “ konuşmacı olarak davet edilmemi bile sağladı...

    İşte sevgili Zafer şimdi yeni bir kitapla karşımızda.
    O bir nefer.
    Benim de bağımlılık konusunda duyarlı olmamı sağlayan, beni uyuşturucu ile mücadeleye nefer yapan kişidir; Zafer Ercan.
    “Tüm Dünya organize hareket etmeden uyuşturucunun kökünün kazınmayacağını” bilecek kadar gerçekçi!
    Ama “ne kadar çok genci daha heveslenmeden uyuşturucuya, kurtarır, anlatırsak” diye çırpınan yapısıyla, tam bir savaşçı!

    Bu önsözden çok bir teşekkür Zafer Ercan'a, çocuklarımız ve kurtardığı aileler adına...

    Yolun açık olsun Kardeşim.

    Tayfun Talipoğlu
    04.12.2011, Ankara

     

    Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir

    Bilmem, siz de evlatlarınızın gözlerinin içine bakıp ara sıra sorar mısınız kendinize? Benden sonrasını yaşayacağını umduğum bu acemi insanları ne kadar çok acı, ne kadar çok şaşkınlık ne kadar çok sınamalar bekliyor. Yanlarında olamayacağım o zamanlarda ne ederler, ne yaparlar acaba?

    Kızımla, oğlumla göz göze geldiğim her defasında, aramıza sızıverir bu kaygılar. Garip de bir suçluluk olur ya hani: Hiçbir şeyden haberi yoktu; benim yüzümden geldi buraya! Hayat, bütünüyle belirlenebilecek bir şey değil. Sürprizleri var. Beklenmedik kırılmaları var.

    Dünyanın giderek daha çeşitlendirdiği günahlar, kapımıza daha çok yaklaştırdığı fenalıklar karşısında, giderek savunmasızlaşıyoruz. Hileler daha çok incelikli hale geliyor. Çirkinlikler daha çekici maskelerin ardına saklanıyor.

    Sınanmayacağımızı sanıyorsak aldanıyoruz. Uyuşturucu sektörü devasa boyutlara çıktı. Hayal edilmez çekiciliklerle sızıyor hayatımıza. Müşteri arıyor kendine. Ve yazık ki bulacak da. Hep “başkaları” sandığımız o müşterilerden biri evladımız olacak belki de… Başkasının evladı olsa ne fark eder ki? O da “evlat” değil mi? Pazarlayıcılar elbette onlara dikmiş gözlerini. Ne çok bağımlı yapılası çocuklar var şimdi. Biri yeni doğdu. Bir başkası hayatının baharında. Bir başkası bunalmış, isyanlar içinde. Tuzağa doğru yaklaşıyor. Hatta tuzak ayaklarına doğru yaklaştırılıyor.

    Zafer Ercan, bizim adımıza bir uyanıklığın nöbetini tutuyor. Onun baktığı yerden bakınca, görmediğimiz, görmek istemediğimiz dünya dolusu gerçek görüyoruz. Bir kez daha anlıyoruz ki, sınanacağız.

    Sınanacağız; bu kesin! 

    Sınanmadan hiçbir işimiz sahici değil çünkü.

    Sınanmayana işler o kadar kolay gelir ki, hiç kaybetmeyecekmiş sanır. Çünkü kaybedip kaybetmemekle hiç sınanmamıştır. Bıçak sırtında olmanın acısını hiç tatmamıştır. Ayağı kaygan zemine hiç değmemiştir. Tıpkı kış görmemiş kavak ağacı gibi; dik duruşu sahici değildir böylelerinin. Fırtınaların dallarını çatırdatmadığı bir ağaç, baharın sükûnetini kendine güvenin gerekçesi yapar. Sınanmamışların kendine güveni sığdır, sahtedir.

    Bizim uzağında kalarak sadece haberlerini okuyarak geçiştirdiğimiz bir fırtınadır uyuşturucu ve bağımlılık. Müşterileri var. İş kârlı. Çok para var. Satanları var. Cazibeye karşı koymak zor. Zafer Ercan, bizim adımıza bir empati yapıyor. Bir fırtınanın ortasında geziniyor. Kışları yaşıyor. İnsanların fırtınaya tutulmuş gemiler gibi nasıl da çatırdadığını görüyor, görüyor, görüyor.

    Zafer Ercan’ın bize duyurmak istediği gerçek şu olsa gerek:  “Her kötülük iyi bir yerden başlar” Bir başka ifadeyle “Günaha giden yolun başını masumiyet bekler.”

    Kur’ân’daki müşfik üslup insanın bu evrensel gerçeğini gözeterek gelişir, ilerler. Meselâ, “Zina etmeyin!” demez Kur’ân; “Zinaya yaklaşmayın!” der. Çünkü “yaklaşılmış zina” ile “yapılmış zina” arasındaki mesafe çok kısadır. Zinaya yaklaşmaya direnmek kolaydır ama zinanın yakınındayken zinaya direnmek zordur. Yol kaygandır. Herkesin ayağı kayabilir.

    Yaratan, kullarını kendilerinden daha iyi bildiği için, kullarına “taşıyamayacağı yükler” yüklemiyor. Zina örneğinde olduğu gibi, sarhoşluk yapan içkilere karşı “direnci” de dereceli inşa ediyor. Doğrudan ve en başından yasaklamıyor içkiyi; içki içmeye ve sarhoş olmaya karşı onurlu ve gönüllü bir karşı duruş inşa ediyor. Zamana yayıyor tebliğini. Zorlamıyor; zora sokmuyor kulunu. Sarhoşluğun yıkıcı ve küçük düşürücü sonuçlarına şahit olmaya çağırıyor öncelikle. “Şu halde olmayı, kendinize yakıştıramayacağınızı biliyorum” demeye getiriyor. Bir basamak sonrasında, bir insanın varoluş karşısındaki en onurlu duruşu olan namaz ile sarhoşluğu karşı köşelere yerleştiriyor: “Sarhoşken namaza yaklaşmayın!” Derin bir ima saklı bu sözde.

    İnsan akıl sahibidir; güzellik ve ihtişam karşısında hayret eder, varoluşu takdir eder. İnsan vicdanlıdır; kendisine yapılan bunca iyiliğe minnetle karşılık verir, teşekkür etmesi, şükretmesi beklenir. İşte namaz, bu iki önemli insanî duruşun harekete dönüşmüş halidir: hayret ve minnet. Oysa sarhoşluk, insanın aklını ve vicdanını askıya alarak, hayretini söndürür, minnet duygusunu öldürür. Sarhoşluk, işte bu yüzden, insan için katlanılır ve hoşnut olunur bir hal değildir. Demek ki insan, hayret ve minnet duygularını hiçbir şeyle takas etmeye razı olmayacak kadar onurlu bir yerde durur Rabbinin katında. Böylece, içki karşısında “gönüllü bir karşı duruş” sergilemeye çağırır Rabbi insanı. “Kesin yasak” ise bu aşamadan sonra gelir. Aslında “yasak” değildir kelimenin aslı; “haram”dır. “Haram” kelimesi  “hürmet/saygı” anlamını barındırır içinde.

    Sözün özü; Rabbi, kendi yarattığı insanın yasak olduğu için değil, zorla değil, zoraki değil; kendine yakıştırmadığı için, Rabbine saygı duyduğu için gönüllü ve bile isteye sarhoşluktan uzak durmasını umar. Bu yaklaşım, insanı gönüllü yaratan Rabbin, insanın gönüllü katılımına saygısıdır. Bu yaklaşım, insanı özgür iradeli yaratan Rabbin, insanın özgürlüğünün altını çizmesidir. İradeyi elden alan, özgürlüğü yaralayan, insanca duruşu sarsan tüm bağımlılıklara karşı,  “görmek istediği onurlu hâl”e çağırır bizi. Kendini dünyada aziz bir misafir olarak bilen her insanın bu  “onurlu duruş”a ihtiyacı vardır. Oradaki yerini bir an önce almalı. Bağımlılık ya da sarhoşluk yüzünden orayı bir an bile boş bırakmaya razı olmamalıdır. 

    Bu onurlu duruş, kendi zaaflarımızı kabul etmeyi de içerir. Böylece sınanıp da kaybedenlere düşmanca değil şefkatlice bir yaklaşımı da gerekli kılar. “Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir” gerçeği, günahsızlara-ama şimdilik günahsızlara- günahkârlar için;  -şimdilik-hatasızlara hataya düşmüşler için sorumluluk ve şefkat görevi veriyor.

    Görevi omzumuza aldık, kabul ettik. Yürüyoruz…

    Senai Demirci
    03.10.2011, İstanbul

     

    Bağımlılık Masası

    Ekonomide “masanın iki tarafı” ya da “masanın önü ve arkası” sözü ile patron ile işçi, üretici ile tüketici, siyasetçi ile seçmen vs gibi birbiriyle etkileşen tarafların bakış açısının ve memnuniyetinin dikkate alınmasının önemine vurgu yapılır. Konu madde bağımlılığı olunca masanın ikiden çok tarafı vardır: Madde bağımlısı masanın bir tarafında, doktor bir tarafında, aile bir tarafında, polis bir tarafında, yargı bir tarafında, çeteler bir tarafında, okullar bir tarafında vs.

    Bir tıp fakültesi öğrencisi olan ve stajyer doktor iken doz aşımı ile ölen Kanat Güner’in “Eroin Güncesi” ismiyle yazdığı otobiyografik kitabı yıllar önce okuduğum zaman, hem bir doktor hem de bir madde bağımlısı olarak “masanın iki tarafını da bilen” bir kişinin yazdıklarının ne kadar anlamlı ve çarpıcı olduğunu düşünmüştüm.

    Yine yıllar önce bir toplantıda Zafer Ercan’ı ilk tanıdığım ve dinlediğim zaman, işte “masanın bir başka tarafı” demiştim. O günden itibaren kendisi ile dostluğumuz başladı ve başarılı çalışmalarını merakla izledim. Oturum başkanlığını yaptığım bir toplantıda, kendisi konuşmasını yaptıktan sonra dinleyicilere dönüp “siz daha önce böyle bir baş komiser görmüş müydünüz?” diye sormuştum. Tabi sadece klasik polis görüntüsüne uymayan sıra dışı kıyafeti ve görünümünü değil, bağımlılık konusundaki bilgi birikimini ve bu bilgiyi karşısındaki kitleye sunuş biçimini de kastediyordum.

    Zafer Ercan bağımlılık alanında sürüp giden bir tartışmaya son noktayı koymamıza sebep olan bir misyon adamı olmuştur. Yıllardır, bağımlılıkla mücadelede “eğitimi kim vermelidir?” şeklinde biz hekimler, eğitimciler ve polisler arasında sürüp giden bir tartışma vardı. Milli eğitim mensupları ve öğretmenler eğitim bizim işimizdir diyerek tek yetkili kendileri imiş gibi konuşur, tıp mensupları bu bir sağlık sorunudur ve bunu en iyi biz biliriz eğitimi de bize düşer derler, polis ise bağımlılarla sokakta biz mücadele ediyoruz onları en iyi biz tanırız, biz biliriz der ve eğitiminin de kendileri tarafından yapılması gerektiğine inanır, jandarma biz de varız diyerek kendine göre eğitim programları düzenler.

    Türkiye'de öteden beri verilen bağımlılık mücadelesinde çok önemli hizmetler ifa edildiği gibi çok büyük hatalar da yapılıyordu ve aslında "eğitimi kimin vereceği" kavgasının arkasında da bu gerçek yatıyordu. Özellikle okullarda verilen bağımlılık konferanslarının faydadan çok zarar verdiği ve bilhassa "akıllara karpuz kabuğu" düşürüldüğü (Zafer Ercan'ın elinizde tuttuğunuz kitabında da değindiği gibi) sıkça iddia ediliyordu. Bu iddialar yersiz iddialar da değildi ve biz hekimlerin de dahil olduğu konuşmacılarca, öğrencileri bilgilendirmek adına "bu akıllara karpuz kabuğu düşürme" hataları sıkça yapılıyordu. Bağımlılıkla mücadele sanki bir bilgilendirme programı gibi algılanıyor, çocuklara "doğru ve yanlışı" anlatmanın her şeyi çözeceği zannediliyor, salonlara toplanan öğrenci, öğretmen ve velilere bağımlılık yapan maddeler, bu maddelerin etkileri, kullanma yolları vs anlatılıyordu. Zamanla anlaşıldı ki bağımlılık yapıcı maddelerin etkilerinin anlatılması bazen çocukların merakını uyandırıyor, ve mesela bir konuşmacıdan "bu madde, algı distorsiyonları (değişimleri) yapar, farklı algılamalara sebep olur ve kullanan kişi "sesi görür", "renkleri işitir" sözünü duyan bir delikanlı "ben bunu mutlaka denemeliyim" diyebiliyordu. Yine zamanla anlaşıldı ki bağımlılık mücadelesinde yeri çok önemli olan eğitim, sadece bilgi aktarımından ibaret değildir, bilgi aktarılırken de çocuklara ayrı, velilere ayrı, öğretmenlere ayrı toplantıların yapılması ve konuşmacının karşısındaki kitleyi dikkate alması gerekir. Ve yine zamanla anlaşıldı ki bağımlılık yapıcı maddeleri anlatmaktan çok, çocukların bağımlı olmaya yatkın bireyler olmaması için yapılması gerekenler daha önemlidir ve hem çocuklar hem anne babalar ve hem de öğretmenler bu açıdan ayrı ayrı eğitilmelidir.

    Tabi daha kapsayıcı bir bakış açısı ile, bağımlılık sorununda birey, aile ve toplum üçlüsünün karşılıklı etkileşimi dikkate alınmalı, sağlıklı bireylerin ancak sağlıklı ailelerde, sağlıklı ailelerin de ancak sağlıklı toplumlarda oluşabileceği unutulmamalıdır. Zira bağımlılık çok yönlü bir biyo-psiko-sosyal sorundur. Madde kullandığı halde, bazı insanların niçin madde bağımlısı olduğu ve diğer insanların niçin olmadığının cevabı henüz kesin olarak verilememişse de madde kullanımının ortaya çıkmasında üç faktörün bir araya gelmesinin önemli olduğu kabul edilmiştir: Maddenin elde edilebilirliği (availability of substances);   Yatkın bir kişilik (vulnerable personality);  Sosyal çevre (social environment).

    Yani bağımlılık yapacak bir madde ile bağımlı olmaya yatkın özellikler taşıyan bir kişinin, o bağımlılığın sürdürülmesinin şartlarını hazırlayan uygun bir çevrede karşılaşması gereklidir. Bu üç faktör bir araya gelip, kişi bir defa düzenli olarak madde kullanmaya başlayınca, nöro-kimyasal ve farmakolojik faktörler de bağımlılığın gelişip şekillenmesinde ve sürdürülmesinde rol oynamak üzere devreye girerler.

    Bağımlılıkla mücadelede de işte bu üç faktör grubunun birlikte ele alınacağı çok kapsamlı programların uygulanması gereklidir. Bağımlılık mücadelesi bir milli politika olarak ele alınmalı, bir yandan bağımlı bireylerin tedavi ve rehabilitasyonları sağlanmalı bir yandan da toplumu koruyacak önleme çalışmaları yapılmalıdır.

    Türkiye’ de son yıllarda bağımlılık açısından çok önemli adımlar atılmış ve gelişmeler sağlanmıştır. AMATEM olarak bilinen Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma Tedavi ve Eğitim Merkezleri’nin sayısı giderek artmış, 18 yaş altı bağımlıların tedavisi için de Çocuk ve  Ergen Madde Bağımlılığı Araştırma Tedavi ve Eğitim Merkezleri, “ÇEMATEM”ler kurulmuştur. Yıllardır çıkarılamayan “Bağımlılık Tedavi Merkezleri” yönetmeliği çıkarılmış ve bu yönetmelik gereği “Madde Bağımlılığı Tedavi Usulleri Bilim Komisyonu” çalışmalarına başlamış, Üniversitelerde Bağımlık Birimleri ve Bağımlık Enstitüleri açılmış, Bağımlılık Psikiyatrisi Derneği kurulmuş ve Madde Bağımlılığı Kongreleri yapılmaya başlanmıştır.

    Bağımlılık tedavisi alanındaki gelişmeleri rehabilitasyon çalışmalarının izlemesi gerekmektedir ve bu konuda ülkemiz henüz iyi durumda değildir. Toplumu koruyacak önleme programlarının da yeterli olduğu söylenemez. Sadece Narkotik Büronun başarılı yakalama operasyonları ile yetinilmemesi ve toplumu koruyucu tedbirlerin alınması gerekmektedir.

    Koruyucu tedbirlerin başında yoksulluk, işsizlik, göç, eğitim kurumlarının yetersizliği, aile ve toplum yapısının çözülmesi, gelenek ve göreneklerin unutulması, dini inançların zayıflaması ve kültürel yozlaşma gibi kişi ve toplumu madde kullanımına yatkın hale getiren sosyal sorunlara karşı devletlerin alacağı tedbirler gelir. Yine devletlere düşen bir önemli görev de maddenin elde edilebilirliğinin kısıtlanması için gerekli tedbirlerinin alınması ve ayrıca uyuşturucu kaçakçılığı ile etkin bir şekilde mücadele edebilecek, eğitilmiş istihbarat ve polis gücünün sağlanmasıdır. Madde kullanımı ve bağımlılığının oluşmasında çok büyük bir katkısı ve özel bir yeri olan aile problemlerinin tespit edilip çözülmesi veya tedavi edilmesi de koruyucu tedbirlerin en önemlilerinden biridir. 

    Bu kitaba ve bu kitabın yazarına bir de bu gözle bakalım. Zafer Ercan hem bağımlılık yapan maddelerin elde edilebilirliğini azaltmak için sokaklarda mücadele veren bir narkotik polisi; hem okullarda, halk konferanslarında toplumu bilinçlendirmeye çalışan bir eğitmen, bir “Bağımlılık Danışmanı”; hem akademik çalışmalar yapan yüksek lisanslı bir “Adli Bilimler Uzmanı” ve hem de bilgi birikimini kitaplara döken bir düşünür ve bir yazar olma özelliklerini bünyesinde toplayarak "bağımlılık masasının" bir kaç tarafını birden temsil etme yetki ve yeterliliğine kavuşmuş bir kişidir. Dolayısıyla bağımlılık mücadelesinde eğitimi ben de verebilirim diyen ve "bu iş polisin işi mi?" tartışmalarını bitiren bir misyon adamıdır ve Zafer Ercan gibi donanımlı insanların yetişmiş olması Türkiye bağımlılık tarihinde bir milattır demek fazla abartılı olmayacaktır.

    Zafer Ercan’ın “önsöz” yazmamı teklif etmesi,  kitabını basılmadan okumamı sağladı. Kitap her yönü ile eğitici, ilgi çekici ve sürükleyici bir kitap olmuş. Yazarının da daha yakından tanınmasını sağlayan bir kitabın “Bağımlılık Masasının” çevresindeki herkese faydalı olacağı kanaatindeyim.

    Zafer Ercan kardeşim, başarılarının devamını dilerim.

    Prof. Dr. Musa Tosun
    26.12. 2011, Yeşilyurt-İstanbul

Bağımlılıktan Kaçışın Tiratları

    “Zafer Ercan tiyatro sanatını kullanarak insanlara uyuşturucu bağımlılığının ne kadar acımasız olduğunu anlatmaya çalışıyor.Ne güzel…”



    Selçuk Yöntem

    Bağımlılıktan kaçışın tiratları olur mu? 

    Evet olur,olmalı da…

    Bağımlılıkla mücadelenin kitabı,tiratları,tiyatrosu,sineması,her şeyi olmalı..Çünkü anlamamak konusundaki tüm dirençlerin kırılması gerekiyor.Anlatıcı rolünde olduğumdan bugüne kadar hep anlatmalı diyorum bu sorunu,haykırmalı.Tiyatro bu yollardan sadece biri…

    ***

    Tiyatro kimsenin kafasına vura vura bir şey öğretmez,kimseye zorla bir şey öğretemezsiniz.Tiyatro insanın dikkatini çekmek için hafifçe omuzuna dokunmaktır..

    Bu tiratlarla ve oyunlarla amacım;çocuklarımızın omzuna hafifçe dokunarak,bağımlılığın gerçek yüzünün göstermek ve gerçekle yüzleşmelerini sağlamaktır…



    Zafer Ercan 

Kelebek Etkisi

    Çoğu kişi onu Don Kişot’a benzetiyor. Hani yel değirmenleriyle savaştığı için…
    Belki de bazılarının deyimiyle boyundan büyük işlere kalkıştığı için… 
    Haklılar aslında, boyundan büyük işlere kalkıyor…
    Onu ilk tanıdığımda gençlere dersler veriyordu. Sıra dışı deniliyordu arkasından. 
    Uzun saçları, sakalıydı belki onu sıra dışı yapan ama… 
    Bence görüşleriydi aslında onu farklı kılan.
    Gençlerle çocuklarla konuşuyordu, onlara “Bağımlılık nedir?” anlatıyordu…
    Ama her şeyden önemlisi onları ciddiye alıyordu. Önemsiyordu. 
    Yaptığı projeler, verdiği hizmetler o kadar çok ki hangi birinden başlasam?
    Benim çok önemsediğim 4 tanesini size hatırlatayım…
    Öyküyle madde kullanımını engelleme projesi
    Okul servis sürücüleri eğitim projesi
    İbadethanelerde ebeveynler için eğitim projesi
    Güvenli eğlence mekânları projesi
    Hepsi birbirinden önemli ve doğru adımlar. 
    Zafer Ercan neden sıra dışı biliyor musunuz? O asla “Ah vah” demedi, “Ah vah dememek için önlemleri alalım diye anlattı anlattı… Eğitti, bilgi paylaştı. 
    Bir süre sonra ondan haber almaz oldum… Neredeydi, acaba ne yapıyordu?
    Ardından bir öykü geldi internetten,  ismi “Kelebek Etkisi”… 
    Siz detaylarını bu kitapta okuyacaksınız zaten.   
    O zaman öğrendim Bingöl’de olduğunu, yine yel değirmenlerine karşı savaştığını… Üstelik bu sefer elinde kalemi de olduğunu, kitaplar, öyküler, makaleler yazdığını…
    “Bir gün bağımlı bir çocuğun anne babası olmayın” diye yazdı, öteki gün, “Sigara kokan bir baba istemiyorum” diye…
    Ama en önemli notu kuşkusuz “beyninizi sağlıklı tutun” uyarısıydı.
    Zafer Ercan “Bu ülkede güzel şeyler de oluyor” cümlesinin kanıtlarından biri. Canla başla çalıştığı bağımlılık ve madde kullanımını engellemede aldığı yol bile bunun önemli bir göstergesi. Hikâyesini okuduğunuzda, onunla sohbet etmiş gibi hissedecek ve ne söylediğimi daha iyi anlayacaksınız zaten. 
    Zafer Ercan bu ülkede çocukları ciddiye alan nadir insanlardan biri…
    Ama o biliyor… Gerçekten de biliyor ki, çocuklar bizim geleceğimiz… Asıl tehlike onları kaybetmeye başladığımız gün ortaya çıkacak. İşte gencecik bir polis eğer boyundan büyük işlere kalkıyorsa bundandır, hep o çocuklar ve bu ülke içindir, gerisi yalan!

    Balçiçek Pamir
    26 Ocak 2010, İstanbul

     

    KİTABI SATIN ALABİLECEĞİNİZ WEB SİTELERİ:
    PandoraIdèefixeKitap Yurdu

Kapımızdaki Düşman:Uyuşturucu

    D&R ve Tüm kitapçılarda...

    Başkomiser Zafer Ercan”ı yıllar önce uyuşturucu tacirlerine soluk aldırmayan gözü pek bir narkotik dedektifi olarak tanıdım. Bu uğurda birçok tehlikeyi göğüslediğini, örneğin operasyonlarda polise saldıran zenci zehir satıcılarından, bulaşıcı hastalık kapma riskini bile göze aldığını biliyorum. Onun sokaktaki mücadelesi büyük başarılarla doludur…

    Zafer Ercan”ı yıllar sonra, zehir tacirlerinin hedef kitlesi olan öğrencilerimize verdiği bir konferansta dinledim. Doğrusunu söylemem gerekirse, bu alanda da en az dedektifliği kadar başarılıydı. Öğretmenlere ve öğrencilere, meslek ve yaşam imbiğinden süzüp aktardığı doğruları ve yanlışları onların kolayca anlayabileceği bir üslupla sunuyor, yüzlerce dinleyicinin bulunduğu salonda çıt çıkmıyordu.

    Nefesler tutulmuş, gözler ve kulaklar Zafer Ercan”ın ağzından çıkacak sözcüklere odaklanmıştı. Sahne performansı da kusursuzdu…

    Keşke ülkemizdeki tüm öğrencilerin bu deneyimli narkotik uzmanını dinlemeleri mümkün olabilse… İnanıyorum ki zehir tacirlerinin kandırdığı gençlerimizin sayısında büyük azalma olurdu…

    Ama Zafer Ercan, bu imkanı bulamayacak veliler, eğitimciler ve sevgili öğrenci yavrularımızla, bambaşka bir iletişim köprüsünde buluşuyor.

    Bu iletişim köprüsü, elinizdeki kitap…

    Bir çırpıda okuduğum kitapta benim bile hayretler içinde kaldığım bilgiler, uyarıcı anekdotlar var…

    Özellikle çocuğu olan aileler ve eğitimciler başta olmak üzere, çağın en büyük tehlikelerinden biri olan uyuşturucuyla mücadele eden herkesin okuması gereken bu kitabı yazdığı için Başkomiser Zafer Ercan”ı içtenlikle kutluyorum…

    Uğur Dündar
    10 Temmuz 2006, Çeşme

     
    “Zor”u Başarmak Zordur

    Sevgili Zaferle defalarca bağımlılıkla ilgili konferanslarda beraber oldum. Kendine has giyimi, görünüşü ve anlatım tarzıyla polis kimliğine yapıştırılan stigmaların çok ötesindedir Zafer…

    Kapımızdaki Düşman: Uyuşturucu’yu bir solukta okudum. Ülkemiz ve dünya için böylesine önemli bir konuda deneyim ve bilgileri bu kadar akıcı bir üslupla yazması her türlü takdirin üzerindedir.

    Bağımlılık yapıcı maddelerle ilgili genel bilgileri verirken yaşadığı deneyimleri ve mesleki operasyonları o kadar ustalıklı bir biçimde örtüştürüyordu ki, kanımca “Kapımızdaki Düşman: Uyuşturucu’yu özgün kılan en önemli özellik burada…

    Anne babaların çocuklar için yapması gerekenler, yasada olup uygulanmayan veya uygulanamayan düzenlemelere değinilmesi (18 yaşından küçüklere içki ve tütün satışının yasak olması gibi…) hepimizin ilgilisini çekecektir.

    Genellikle bağımlılık yapıcı maddelere genç yaşlarda başlanır. Bu nedenle gençlere verilecek eğitimin ve onlara yaklaşımın önemi çok büyük (Ebeveynlerin çocuklarına yaklaşımda güven oluşturmanın önemi çarpıcı bir şekilde vurgulanıyor uyuşturucu test kitinin anlatıldığı bölümde).

    Serbestlik – özgürlük ayrımına değinilen bölüm, bu konuda uluorta konuşan, fetva veren çokbilmişlere esaslı bir ders gibi, tabii anlayana…

    Futbolu seyri keyifli bir 90 dakikalık spor olayı olmaktan çıkaran yöneticiler, futbol yazarları, yorumcular, seyircilerin futbol – bağımlılık bölümünü defalarca okumalarını öneririm. Futbol terörüne “hayır” derken bile nasıl teröre çanak tuttuklarını fark ederler umarım.

    Kullanıcıların sokak dilinin anlatıldığı bölüm bana çok ilginç geldi. Yıllardır bu işin içinde olan bir profesyonel olarak bana yepyeni şeyler öğretti.
    İnsanla ilgili konular içinde bağımlılık, uğraşılması ve anlaşılması en zor olandır. Biyolojik, psikolojik, sosyal boyutları vardır. İnsanı tarif ederken bio-psiko-sosyal bir varlıktır diyoruz. İşte bağımlılık insanı insan yapan bütün bu öğeleri etkiliyor. Bu nedenle zordur bağımlılıkla, bağımlılarla uğraşmak

    Bu konuda yapılacak her zaman çok şey vardır. Sevgili Zafer de yaptıklarıyla, yazdıklarıyla çok şey yapıyor. Zor’u başarmak konusunda gösterdiği çaba için ona teşekkür ediyor, başarılarının devam edeceğine inanıyorum.

    Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK
    19 Temmuz 2006, İstanbul

    KİTABI SATIN ALABİLECEĞİNİZ WEB SİTELERİ:

    PandoraIdèefixeKitap Yurdu

Aşkın Dört Element Hali

    Sevgili sayfa misafirlerim, “haftalık yazılar” bölümünde bugüne kadar yüreğimden geçenleri kalemimin gücü yettiğince ifade etmeye çalıştım. Yazılarım sizler tarafından okundukça ve zaman zaman tarafıma memnuniyetleriniz bildirildikçe daha istekle yazmaya gayret ettim. Artık geçmişe ait yazılarımı sayfamda göremeyeceksiniz ama bunun güzel bir sebebi var, “deneme” türündeki bu yazılarımı “aşkın dört element hali” isimli 3. kitabımda topladım...

    3. kitabım “aşkın dört element hali” “epsilon yayınevi” tarafından çıktı, tüm kitapçılarda…

    Kitabın Önsözü:

    Babasının ilkokul üçte aldığı bisikleti Pinokyo ile bu kitabın yolculuğuna başlayan Zafer Ercan, babasına seslenişiyle bu kitabın menziline varıyor.
    Belki de baştaki şiirine inat, yani “Hiçlikten hiçliğe” değil “Varlıktan varlığa”, “En değerli varlıktan tüm değerli varlıklara” koşuyor.
    İster o bisikletin arkasına oturun, ister selenin üstüne yerleşip kendiniz sürün…
    İyi yetişmiş genç bir komiserin, mesleki olanın ötesinde bilgili, ama hepsinin ötesinde duygulu, duyarlı yolculuğunun arkadaşı olacaksınız.

    Daha önce Türkiye için çok önemli bir kitapta “uyuşturucu” felaketine dikkat çekerek aklımızı sarsmaya çalışan “Başkomiser” Ercan, benim de çok yazıda andığım “Polis Akademisi”nin düşünen, üreten, paylaşan mezunlarından biri.
    Hadi çok genelleme yapmayayım ama, mesleki sıfatını, ciddi bir omurgaya, tutarlı bir insanlık felsefesine dayamaya çalışanlardan.
    Bilgisini sunan ama yeryüzünde birikmiş bilgi ve duyguların arasında da koşturup duranlardan.

    Bu kitabı, denemeleri elbet bir “yazarın dünyası ve kalemi” olarak değerlendirin.
    Ama şunu da unutmayın:
    Bu “yazar” hayatı sadece pencereden izlemiyor; hayatın ve insanların nice acısını da yüklenerek özel bir hayat deneyimi sırtlıyor.
    Duygular ne kadar içinden içinden gelse de, bir adli bilimcinin, bir narkotik uzmanının, bir bağımlılık danışmanının, bir emniyetçinin binlerce deneyimiyle de harmanlanıyor.
    O yüzden şöyle bir değeri de var:
    Zor çalışma koşullarının ve haklı yahut haksız sert eleştirilerin muhatabı, şiddetli bir hayatın hem aktörü, hem karşı aktörü, bazen mağruru bazen mağduru olan bir “polis”i en şeffaf halinde görmek isterseniz…
    İçindeki duygu insanını, düşünen insanı merak ederseniz…
    Zafer Ercan, bir yazı, düşün adamı olup size tüm içini açıyor.
    Bu “şeffaf dünya”da, kendinize, hayata, ülkenize dair ciddi umutlar bulabilirsiniz.
    Bisiklet sizi bekliyor; yavaş yavaş sayfalarda süzülmek için.

    Umur Talu


Testi Kırılmadan

    Testi kırılmasın

    Gençler bağlanma ihtiyacını, bağlılık duyma ihtiyacını kuvvetle hissederler. Gençlerin bağlı olma ihtiyacını karşılayanların başında, gerçek bir bağlılık duydukları kişiler olan anne-babaları gelir. Gençlerin kendi güçlerinden kuşku duymaksızın anne-babalarına duydukları inanç ve güvene dayalı bağlılık, başka sevdiklerine olan bağlılıklarını besler. Gençlerin hayatlarındaki bağlılıklar, kuşku ve korkunun izlerini taşırsa, karşılıklı güven duygusunu aşındıran boşluklar yaşanmaktaysa, bağlılık gerçekleşmeyebilir. Bağımlılık riski ortaya çıkabilir.  Madde bağımlılığı, bağımlılıklar içerisinde kişisel gelişimi en ciddi biçimde bozanı sayılmalıdır.
    Madde bağımlılığı hakkında gençleri nasıl bilgi sahibi kılmalı, endişeli anne-babalara nasıl yol göstermeli? Bu sorular cevaplarını arıyor. Kitaplarda bu cevapları aradığınızda, sıra sıra ansiklopedik bilgilerle karşılaşabilirsiniz; madde bağımlılığının ürkütücü ve trajik sonuçlarını göstererek, göz korkutan ya da göz yaşartan öyküler okuyabilirsiniz.  Elinizdeki “Testi Kırılmadan” ise göz açan bir kitap.
    “Narkotikçi” Başkomiser Zafer Ercan’ın kendi yaşamışlıklarından yola çıkarak yazdığı bu kitabı ilgi ile okudum. Daha önceden, “Öyküyle Madde Kullanımını Engelleme Projesi”nde yayımladığı çizgi romanlarındaki havayı yakalayabildim.
    Zafer Ercan, polisliğin kendisine yüklediği sorumlulukların ötesine geçerek, toplumu, bilhassa anne-babaları eğiten ve bu şekilde uyaran birisi olma rolünü üstlenmiş. Bunu yaparken yararlandığı kaynakların önemli bölümü, eğitim çalışmaları vesilesiyle onu tanıyıp, ondan bilgi ve destek isteyen gençler ve anne-babalar ile olan iletişimine dayanıyor. Toplumun değişik kesimlerinden kişilerle mesaj alışverişini, Zafer Ercan’ın mesajlara yazdığı cevapları ve yorumları aktaran bölüm, kitaptaki en kendine özgü yanlardan birisi. Kitabın sonunda yer alan sık sorulan sorular bölümü de, narkotikçilik deneyiminin sonuçlarını topluma net bir şekilde duyurmak için tasarlanmış. 
    Madde bağımlılığının nasıl geliştiği, kimlerin hayatlarının risk altında olduğu, bu risklerin nasıl kontrol altına alınacağı hususlarında bilimsel araştırmaların sağladığı bilgileri topluma ulaştıran bilim çevrelerinin yayınlarını bütünleyici, “sokaktan naklen” deneyimleri okurlara taşıyan kitaplara ihtiyaç var.  
    Bu kitap, alt başlığının da yansıttığı gibi bir erken uyarı sistemi. Öykülerde anlatılanlar, zihnimizde yerlerini kolayca bulabilirler. Hele öyküler gerçeğin ta kendisiyse... 
    Çocuklarına düşkün, onları esirgemekten ve kollamaktan usanmayan anne-babaların, bu kollamayı bilgi ile yapabilmeleri, çocukları ile ilişkilerinin yalnızca esirgeme ile kalmaması için bir önkoşul. Anne-babalar bilginin gücünü kendilerinde hissettiklerinde, iletişimleri korkunun gölgesinden çıkar.

    Dr. Yankı YAZGAN
    Nisan 2005


    Uyuşturucu büyük bir sorun...
    Her evin kapısında pusuda bekliyor...
    Her evin…
    Kapıdan girmek için fırsat kolluyor…
    Hain pusuları kırmak için tetikte olmak gerekiyor…
    Tetikte olmak için uyanık durmak gerekiyor…
    Uyuşturucuya karşı tetikte durmanın “yegane” yolu da uyuşukluktan kurtulmak…
    Uyuşukluktan kurtulmak için bilmekten başka çare yok…
    Bilirsek uyanacağız…
    Bilirsek uyandıracağız…
    Bilgiyle karşı koyacağız bizi ve çocuklarımızı tutsak etmek isteyen düşmana.
    Zafer Ercan, bilmemiz gerekenleri söylüyor bize…
    Yıllardır, okul okul dolaşarak anlattıklarından sonra, şimdi bir kitabın sayfalarından sesleniyor hepimize…
    Bu “erken uyarı” ya kulak vermeli herkes…
    Testi kırılmadan.
    Yıllar önce, Narkotik Şube’de, uyuşturucuya karşı verilen amansız mücadeleyi izlerken, şöyle bir not düşmüştük Zafer Ercan’ın internet sayfasına:
    Çocukların ve gençlerin yalnızlığı, uyuşturucunun harman yeridir !
    Yalnızlıklara “bilerek” son vermek için herkesin ihtiyacı var bu kitaba…
     
    Ali KIRCA

Go on top

Galeri

Go on top

Facebook Sayfam

 

 

 

 

 

 

 

 

Go on top

Twitter Sayfam

Go on top

İletişim

Hemen Ara SMS Gönder


Zafer ERCAN
Yazar-Bağımlılık Danışmanı
Limitless to human being, No tolerance to addiction!
+90 555 212 1881
zafer@zaferercan.com

Go on top