Lütfen Bekleyin Sayfa Yükleniyor

Üçlü denge - Zafer Ercan

Çocuğunun uyuşturucu kullandığından şüphe eden anne-babalar veya artık şüphenin ötesine geçip, “çocuğum uyuşturucu” kullanıyor diyen anne-babalar gerek telefonla, gerekse bizzat gelerek danışıyorlar. Çocuklar uyuşturucuyu bizzat yaşayarak tecrübe ederler. Tecrübe bilginin en kalıcı, en gerçek halidir. Ve bu kalıcı zararlı bilginin karşısında mücadele etmek için kalıcı yararlı bilginin gücünü yanımıza almak zorundayız.

İnsanın bir biyolojisi, psikolojisi ve bir sosyal hayatı vardır. Ve bu üçlü insanoğlunun doğduğu günle başlayıp ölene kadar devam eder. İnsanın tanımı olan bu üçlü denge, iyi insan olurken de, kötü insan olurken de denge halindedir. Önemli olan dengeyi hangi denklemde kurmaya karar verdiğimizdir. Misal, uyuşturucu önce insanın biyolojisine girer, psikolojisini yani duygularını, normal hayat algısını bozar, düzenli kullanım yani bağımlılıkla birlikte sosyal çevre uyuşturucu ile ilgili-ilişkili insanlardan oluşur. Bu kötü denklemdeki üçlü dengedir ve bugüne kadar gördüğüm madde bağımlısı bir insanda aksi bir örnek görmedim.

İyi bir denklemde üçlü dengeye sahip bir evlat sahibi olmak her anne-babanın hayalidir. Çocuklarının akademik başarısı yerinde bir öğrenci olması gibi. Peki, akademik başarı tek kıstas mı? Her şeyin yolunda gittiğini anlamak için çocuklarının notlarına veya tüm rakamların toplu halde bulunduğu karneye odaklanan ailelerin hayal kırıklıkları her zaman daha büyük olur. Çünkü o zaman üçlü denge konusunda hiçbir şey bilmedikleri ortaya çıkar. Karne bir sonuçtur ve anne-babalar karnenin sonucunda ortaya çıkan, başarı veya başarısızlık, her sonucun baş aktörüdür.

Bebeğimiz doğduğu anda anne rahmindeyken kolayca beslenen biyolojisi, annesinin sütü ile devam eden bu süreçte yine aynı kolaylıkta devam eder. Konuşmadan bir ağlamasıyla biyolojik tüm ihtiyaçları annesi tarafından giderilir. Psikolojisi de annesinin psikolojisi ile çok yakından ilgilidir çünkü sosyal ilişki kurduğu ilk kişi ve uzun süre aynı kişi; annesidir. O yüzden de annelik ve babalık asla kıyas götürmeyecek farklı özelliklere sahiptir. Üçlü dengeyi hayata düzgünce yerleştirmeye başlayacak ilk önemli kişi annedir. Ancak aynı anne bebeğine gösterdiği şefkatin aynısını kendisini her anlamda geliştirmeden ergen çocuğuna da, bebekliğinde ki gibi gösterirse, şefkat işte bu durumda bir işe yaramaz.

Açalım:

Kestirmeden söyleyeyim; çocuklarının uyuşturucu sorunu için bana gelen aileleri çok değil, biraz dinlediğim de aslında uyuşturucu sorununun aile içerisinde olan sorunlar arasında ilk beşte olsa da, birinci sorun olmadığına hemen karar verebiliyorum. Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde evin içerisinde kurulan üçlü dengenin, dışarıda başlayan bir hayatla birlikte her an başka türlü üçlü dengelere evirildiğini görmekte zorlanıyor aileler.

Halil Cibran, Ermiş’te şöyle diyor çocuklara dair;

Çocuklar sizin çocuklarınız değil. Onlar Hayat’ın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızları.

Onlar sizin sayenizde gelir ama sizden değildir. Sizinle birlikte olsalar da size ait değildir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil… Zira kendi düşünceleri var onların.

Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını değil… Çünkü ruhları geleceğin evinde, sizin düşlerinizde bile ziyaret edemeyeceğiniz o yerde yaşar.

Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın.

Çünkü ne geri gider yaşam ne de oyalanır dünle. Sizler yaysınız, çocuklarınız da bu yaylardan fırlatılan canlı oklar.

Okçu sonsuza giden yoldaki hedefi görür ve okları tez gitsin, ırak gitsin diye gerer sizi var gücüyle.

Okçunun elinde gerilmek mutluluk versin size; çünkü O sağlam yayı da sever, uçan oku sevdiği kadar.

Aynen böyle işte, çocuklarımızın bize benzeyen kopya hayatlar yaşayarak zarar görmeyeceğini, farkında olsak da, olmasak da, üçlü dengenin böyle muhafaza edileceğine inanıyoruz çoğu zaman ve fena halde yanılıyoruz.

Çocuklarımız bize benzer üçlü dengeler kurmak zorunda değiller. İyi bir denklemde üçlü denge kursunlar da varsın bize zerre benzemesinler…

Anne babaların çocukları karne alır, Ebeveynlerin ise hem kendileri, hem çocukları karne alır. Ey ebeveynler kırıkları düzeltin, takdir ve teşekkürlerin de tadını çıkarın. İyi tatiller…

    Zafer Ercan

Ailenizin Dedektifi

 13 Haziran 2015

zafer@zaferercan.com

twitter/zaferercan

 



Yazıyı Paylaş